27 Nisan 2010 Salı

Yuh Yani!

Her akşam farklı kanallarda birbirinden “iğrenç” dizilerin yayınlanmasına alıştık. O kadar ki, normal şartlarda “sapıklıktan” yargılanması gereken veya “gözetim altına” alınması, “tedavi edilmesi” zorunlu olan türden ilişkiler, ailece izlenip, giderek normalleşmeye başlar hale geldi.

Düşünün ki, “Tecavüzcü Coşkun” veya genç kızların içeceklerine uyku hapı koyup, tecavüz etmekle ünlenen eski sinema sanatçısı “Nuri Alço”ya “rahmet okutanlar” var. Yoksa şimdilerde bu iki tecavüzcüyü “sempatik” bulmaya başlar mıydık?

İşin ilginç yanı ise Türk klasiklerini iğrençleştirip, sadece “aldatma” ve “seks”e indirgeyen dizi yapımcıları, “izlenme oranından” da hayli memnun olmalılar ki, eleştirilere kulak tıkayıp, yollarına devam ediyorlar…

Sonra da “dizide olanı neden biz yapmayalım” diyenleri etrafta bolca görmeye başlıyoruz…

Dizilerin yasaklanmasını isteyenlerden değilim.

Sansüre karşı olduğumdan, insanların neyi izleyip izlememeye karar verme yetisinin gelişmesini isteyenlerdenim.

Ama buna rağmen, diziye kaynaklık eden ünlü eserlerimizin çarpıtılarak ekrana yansıtılması da ayıptan öte saygısızlıktır. Bu kadarına “yuh” dememiz gerekmiyor. Dizlere kitaplar kaynaklık etsin ama içinizdekini ekrana yansıtmayın…

***

Aslında başka olaya gelmek istiyorum…

Siirt’te 9 çocuk, kendilerinden küçük 2 bebeğe tecavüz etmekle suçlanıyor…

Henüz ilköğretimde okuyan, cinselliğin farkına varması çok zor olan çocukların “bilinçli” olarak tecavüzde bulunduğu, hatta bebekleri öldürdüğü iddia ediliyor.

Birkaç gündür ülke gündemini bu olay sarstı.

Eski defterler karıştırılmaya başlandı. Benim gibi dizileri suçlayanlar da, eğitim sistemimizi eleştirenler de, hatta okullarda cinsel eğitim verilmemesinin sonucu olduğunu söyleyenler de oldu…

Daha çok şey konuşuldu, çok şey de konuşulacak…

Ama gerçek olansa henüz oyun yaşındaki çocukların bile “gözü dönmüş” bir şekilde “tecavüze” yeltenip, “öldürme”yi başlamış olduklarıdır…

Gerçek önümüzde duruyor, sebeplerse çok çeşit olabilir ama hiçbir sebep, masum bir çocuğa tecavüz etmeye ve onu öldürmeye gerekçe olamaz, olmamalı…

Dün Siirt Valisi “sitemkâr” bir yüz haliyle basın toplantısı yaptı…

Tecavüzcü çocuklara değil de olayı gündeme getiren basına karşı tepkiliydi…

Ölen çocuklara üzülmüyordu ama olayın gündeme getirilmesi belli ki kendisini çok üzmüştü…

Ne olmuştu yani der gibiydi…

İnanamadım…

Hangisine yanasın…

Öldürülen ve tecavüz edilen minicik yavrulara mı?

Daha oyun çağındaki çocukların gözünün dönmüş olma ihtimaline mi?

Bütün bunların onları tecavüz ve cinayete yeltenmesine sebep olmasına mı?

Mahkemenin zanlı çocukları serbest bırakmasına mı?

Hangisine yanayım diye düşünürken, valinin açıklaması hepsini bastırdı…

Siirt Valisi Necati Şentürk, en büyüğü 1994 doğumlu, en küçüğü 1999 doğumlu 9 şüphelinin yakalandığını, bunlardan 3 şüphelinin tutuklandığını, altı çocuk için ise mahkemece tedbir kararı alındığını, bunlardan üçünün 22 Mart’a kadar tutuklu kaldığını bu tarihten sonra tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığını söyledikten sonra asıl bombayı patlattı…

Siirt Valisi, açıklamalarının ardından gazetecilerin sorularını cevaplandırırken olayda bir ihmalin söz konusu olamayacağını belirterek, (bold yazılara dikkat) “Tabi biraz evvel arz ettiğim gibi bu hadisenin üzerinden bir yıl geçmiş ikinci yıla girmiştir. Bir yıl önce meydana gelmiş, yerel medyada alabildiğince yer almış, ulusal medyada azda olsa da yer almıştır. Fakat o tarihte gündem sebebiyle yada başka gündemler sebebiyle bu konunun üzerinde durmayan yazılı ve görsel medyamız maalesef bir yıl sonra bu konunun üzerinde gitmeye karar vermiştir. Hangi saikle yaptığı konusunda biraz tereddütlerim vardır. Bu günkü açıklamam kamuoyunu doğru bilgilendirme açısındandır. Başka Hadisenin yeni bir hadise imiş gibi gösterilmesi doğru değildir.”

Bundan sonraki konuşmalarında eleştirilecek bir yön yok. Hatta takdir edilecek yönler de var…

Ama Allah aşkına bir ilin valisi böyle konuşabilir mi?

Olayı küçümsemediğini söyleyerek, küçümser davranabilir mi?

Olayı değil, olayın gündeme getirilmesini bir başka sebeplerle ilişkilendirerek önemsiz bir hale büründürmeye çalışabilir mi?

Medyayı suçlayacaksa çok daha kolay yolu var; sizin istediğiniz Türkiye böyle bir Türkiye değil mi der, çıkarsın işin içinden…

Sakın “bir kısım medya” demeyi unutma, yoksa tüm basın oklarını Siirt’e çevirir…
Naif Karabatak
27 Nisan 2010

Benzer Yazılar



0 yorum:

Yorum Gönder