27 Nisan 2010 Salı

YAZ GELDİ:))

Nihayet!Bu sene pek ılık bir kış geçirsek de, yaz ayını yine de iple çekiyor insan. Günler uzadı, sıcak, aydınlık. Böyle havalar insan psikolojisine çok iyi geliyor. Kendini mutsuz, depresif hisseden insanlara açık havada yapacakları bir yürüyüş çok iyi gelecektir.Lafı uzatmayayım, belki çoğu insan, kışlıkları kaldırıp, yazlık kıyafetleri çıkarma işini çoktan yapmıştır. Ben henüz yapmadım, yani, tam olarak yapmadım. Şimdi bizim hem yazlık hem kışlıklar ortada. Hepsi birbirine karışmış vaziyette.Bu hafta sonu bu konuya el atmayı düşünüyorum, ama, nereden başlayacağım işe bilemiyorum.
Önce plan yapmalıyım. Galiba en iyisi evden derhal uzaklaştırılacak kıyafetleri ayırmakla işe başlamalıyım.Dar gelenler, bol gelenler, eskiyenler, modası geçenler, giymekten bıkılanlar ayrılacak, giyilemeyecek durumda olanlar-ki artık hiçbirimiz bir kıyafeti iyice eskiyinceye kadar giymiyoruz. - özellikle penye tişörtler, temizlik bezi olarak seçilecek, kalanı atılacak, iyi durumda olanlar temizlenip ihtiyaç sahiplerine verilecek, kalanlar yıkanıp ütülenip, el altında olmayan raflara, çekmecelere bir daha ki kışa kadar istiflenecek, yazlık kıyafetler elden geçirilecek, geçen yaz sonu kıyamayıp, giyilir seneye de dediğim, ama şimdi pekte gözüme hoş gelmeyenler ayıklanacak,kalanlar uzunca süredir katlı kaldıklarından şöyle kısa programda bir yıkanacak, ütülenip, el altındaki raflara çekmecelere yerleştirilecekler.Bütün bu işlemler hem kendi kıyafetlerime hem de eşimle oğlumun kıyafetlerine uygulanacak.
Bu ayıklama işleminin her sezon sonunda yapılması lazım, yoksa bir iki sene sonra çekmece dolap ağzına kadar dolu, ama giyecek şey bulamaz oluyorsunuz. Siz çok kıyafetiniz var sanıyorsunuz ama,elinizi attığınızda , eski, dar, demode kıyafet geliyor ele.
Kışlık kıyafetleri kaldırırken mutlaka yıkayıp ütüleyip, şöyle bir elden geçirip, kopuk düğmesini söküğünü dikmek lazım. Mantolar, kabanlar kuru temizleme yaptırılmalı, ayakkabılarda silinip, boyanıp, içlerine kalıp koyarak kaldırılmalı.
İnsan ilk evlendiğinde ya da şöyle diyeyim, ailesinden ayrılıp ayrı bir eve çıktığında, ev son derece yalın, derli toplu oluyor. Zaman geçtikçe, eve alınan eşyalar, aksesuarlar, kitaplar, cd'ler , kıyafetler derken, ev de çığ gibi büyüyen, size yaşam alanı bile bırakmayan bir eşya kalabalığı oluşuyor.Eğer annelerimizin mantığı ile yaklaşıp, bunları atamazsak-bu eski kilimi pikniğe gidersek kullanırız, şu eski perdeyi yazlık olursa takarız, eski süpürge kalsın bakarsın yenisi bozulursa kullanırız diye diye- evin en az bir odasını kullanılmayan ve aslında hiç de kullanılmayacak eşyalara özgülemek zorunda kalırız.
Yenisini aldığımız eşyaların eskileri kullanılabilecek durumdaysa bunları ihtiyacı olan birisine vermeliyiz. Bizim için eski olan bir halı, ev tutan bir üniversite öğrencisi için çok makbule geçebilir. Yada artık sıkıldığımız için yenisini aldığımız bir koltuk takımına çok ihtiyacı olan insanlar vardır mutlaka.
Şimdi acayip gaza geldim...Bu hafta sonu yapacak çok işim var çooook....

Benzer Yazılar



0 yorum:

Yorum Gönder