27 Nisan 2010 Salı

Unutkanlık,Kalp Damar Hastalıkları ve Menopoz

Geçenlerde bir kadın anahtarlarını bulamadığı için nasıl randevusunu kaçırdığını anlatıyordu. Her yeri dip bucak aradığı halde, bir türlü bulamamıştı. Hepimiz o yollardan geçtiğimiz için, halinden anlıyorduk. Özellikle de, sonunda anahtarları ceketinin cebinde bulduğunu söylediğinde! Kendini ne kadar kötü hissettiğini anlatmama gerek yok, sanırım. Şimdiye kadar duyduğum en iyi hafıza kaybı hikayesi bayram yemeği için kasaba gidip et alan kadının öyküsüdür.

Kadın kasaptan çıktıktan sonra otoparka doğru gider. Elindeki paketi otomobilin üstüne koyup kapıyı açar. Arabaya biner ve yola çıkar. Birkaç sokak ilerledikten sonra kaldırımdaki yayaların deli gibi el salladıklarını fark edince hemen kenara çekip durur. Arabaya bir şey olduğunu sanıp sağını solunu kontrol etmek için dışarı çıkar. Ne otomobilde, ne de üstünde duran et paketinde bir sorun vardır. Böyle şeyleri duyunca gülmek, konu siz bile olsanız, bunu dostlarla paylaşmak iyidir, insanların size değil, sizinle birlikte güldüklerini fark edeceksiniz. Çünkü bu herkesin başına gelebilir. Üstelik, eğer kendimize gülmezsek, oturup ağlamamız gerekir. Herhalde hepimiz gülmeyi yeğleriz, değil mi?

Peki, çözüm nedir? Eğer siz de çoğumuz gibi çok meşgulseniz ve günün saatleri size yetmiyorsa, bazı şeyler için listeler çıkarmanızı öneririm. Örneğin, Yapılacak İşler Listesi, Alışveriş Listesi, Doğum günü Listesi, Evlilik Yıl dönümleri Listesi gibi, hatırlamanız gereken şeylerin listesini yapın. Doktorunuzdan aldığınız randevuyu gösteren kart, arabanızın bakım kartı sizin için çok değerlidir. Bu küçük notlar günlük işlerinizin arasında yapmanız gereken işleri anımsatır.

Neden bu kadar unutkan olduğunuzu merak ediyorsanız, söyleyim: Östrojen kaybı, çok yoğun iş programları, stres veya, tatiller insanda unutkanlık yapar. Liste yapmak, hormon tedavisine başvurmak veya, bol bol turunçgil yemek düşünmeniz gereken bazı önlemler olabilir. Ayrıca, sık sık anahtarlarınızı, ya da, gözlüğünüzü kaybediyorsanız, bu gibi şeyleri belirli bir yere koymayı deneyin. Böylece, gözlüğünüz gözünüzde değilse, her zaman bıraktığınız yere gidip bakarsınız.
Menopozdan önce kadınların erkeklere oranla kalp da­mar hastalıklarına yakalanma olasılıkları daha düşüktür. Östrojen hormonunun kadınları koruduğuna inanılıyor. An­cak, kadınlar menopoza girince vücutlarında östrojen üreti­mi azalıp, kalp damar hastalıkları riski başlıyor ve her yıl katlanan bir hızla artıyor. Kırk beş yaşında bir kadında bu risk dokuzda birken, altmış beşinde ikide bire çıkıyor.

Kadınları korkutan bir haber de, her ne kadar kalp damar hastalıklarına erkekler daha çok yakalanıyorsa da, bu has­talıklardan ölen kadın sayısının çok daha fazla oluşu. Ne­deni şu: kalp damar hastalığı sinsi kalp hastalığı olarak da adlandırılır. Menopozdaki kadınlar farkında olmadan kalp hastası olabilir, hatta, kalp krizi bile geçirebilirler. Bazı krizlerde ağrı olmayabilir. Diğerleri de hazımsızlık, ülser veya, diğer sorunlara bağlanabilir. Bu nasıl olabilir, diye düşünebilirsiniz. Çok basit. Menopozdaki kadınlar bir kol­tukta dört karpuz taşırlar. Biz kadınlar aynı anda torunları­mızla ilgilenir, yaşlı anne babamıza bakar, alışveriş yapar, çalışır, temizlik yaparız. Kendimize ayırıp, doktora gidecek zamanımız yoktur. Durumumuzu sürekli hasır altı eder, şikayetimizi öğleyin yediğimiz bir şeye bağlarız.

Üstünde önemle durulacak faktörlerden biri de, histerek-tomi ameliyatı olmuş (rahmin alınması) veya, geçirdiği ame­liyattan dolayı menopoza girmiş kadınların kalp hastası ol­ma riskinin inanılmaz boyutlarda arttığıdır. Bu kadınların ya­şamlarının sonuna dek kalp hastalığına yakalanma riski üç misli artar. Bu yüzden bilim adamları menopoz öncesi histerektomi ameliyatının yararlarını araştırıyorlar. Örneğin, birçok doktor hafif fibroid tümörleri veya, habis olmayan rahim kanamaları görülen kadınların rahimlerini almaya gerek duymuyorlar ve böylece onları daha yüksek kalp has­talıkları riskine sokmuyorlar.
Kalp damar hastalıkları çok önemli bir konu olduğu ve sizin bu konuyu en kısa ve kolay yoldan kavramanızı iste­diğim için konunun ana başlıklarını özetledim. Kalp damar hastalıklarıyla ilgili en son araştırma sonuçları aşağıdadır.

Dengeli Beslenme

Cildimizi genç tutmaya çalışmak sadece bakımla ve sürdüğümüzkremlerle mümkün değil. Bunun için yediklerimize dikkat etmeliyiz...
Bazı besinlerin cildi gençleştirdiğini bazılannın ise yaşlandırdığını biliyor muydunuz?


İşte cildin dostu ve düşmanı gıdalar:Muhteşem bir cilde sahip olmanın yolları beslenmeden de gediyor.


Cildi gençleştirenler:


Soya filizi: Cildi doldurur, gerginleştirir.


Ispanak, lahana: B vitamini cildin bağ dokusunu sıklaştınr, selüliti önler,


Yeşil çay; Serbest radikallere karşı hücre koruyucu maddeler içerir. Böylece ciltteki yaşlanmayı durdurur.


Sarımsak: Bileşimindeki allizin maddesi kan dolaşımım harekete geçirir cildi arındırır, cilt rengini güzelleşcirir.


Ringa balığı; Vücudun ihtiyaç duyduğu doymamış yağ asidi içeren balıklar hücrelerdeki yağlanmayı durdurur, anti aging görevi görür.


Zeytinyağı; Erken yaşlanmaya karşı mükemmel, Kırışıklığı önler.


Yumurta, süt; Niacin maddesi içerir, B vitamini deposudur, hücre yeniler


Rezene; Hartada bir iki kez sofrada olmalı. Kalsium zenginidir ciltte hücre yenilenmesinde görev alır.

Avokado: E vitamini açısından zengin. Serbest radikallere karşı içeriden etki eder.

Elma; Kan şekerin; sabitler, ensülin iniş çıkışlarım engeller, cilde iyi gelir.
Dengeli ve sağlıklı beslenmenin temel ilkeleri

- Alınan besinlerin içerik ve oranları fizyolojik olmalı

- Alınan enerji miktarına dikkat edilmeli

- Öğünler sık ve az olarak alınmalı

- Protein ve karbonhidrat oranlarına dikkat edilmeli.

- Yağ sınırlamasına önem vermeli

- Taze meyve ve sebze tüketimi artırılmalı

- Enerji kaynağı olarak dengeli tahıl ürünleri tüketilmeli

- Şeker ve tatlı tüketimi azaltılmalı

- Su ve sıvı besin alımına dikkat edilmeli


- Besinler, uygun saklanmalı ve uygun pişirilmeli

- Düzenli egzersiz yapılmalı.


ÇOCUK DİŞ SAĞLIĞI
Çocukların dişleri niye çürüyor?
Süt dişleri normal dişlere oranla daha çok organik madde içerirler, bu nedenle çürümeye daha yatkınlardır, daha kolay ve hızlı çürürler.
Çocuklar, çürüğün erken döneminde görülebilen soğuk sıcak hassasiyeti ve hafif ağrı gibi sinyalleri zamanında yorumlayamazlar. Olayı ancak dayanılamayacak kadar ağrı olmasında fark ederler ki bu durumda çok geç kalınmış olabilir.


Çocuklar ağız bakımına yetişkinler kadar dikkat edemezler. Çocuğun el becerisi, merakı ve ebeveynin tutumu diş fırçalama alışkanlığını belirler.
Özellikle annelerin sıklıkla yaptığı bir hata da emzik ya da biberonu şeker, reçel vb. gibi gıdalara batırarak çocuklara vermeleri veya uyku aralarında şekerli süt, meyve suyu gibi gıdalara alıştırmalarıdır. Böylece beslenme düzensizliğinden dolayı dişler çürümeye yatkın hale gelir.


Çürük oluşumu engellenebilir mi?
Çürüğü tamamen engelleyebilecek bir aşı yada ilaç henüz geliştirilemedi. Ancak, çürük sayısını azaltmaya yönelik bazı malzemeler günümüzde kullanılmaktadır, bunlardan birisi; "fissür örtücü" dediğimiz malzemedir. Diş çürükleri genellikle azı ve küçükazı dişlerinin, çiğneyici yüzlerinde bulunan "fissür" adı verilen oluklarda başlar. Bahsettiğimiz malzemeyle olukların üzeri kapatılıp, o bölgeye mikrop, yemek artığı vs. nin sızması engellenerek çürük başlaması önlenir. Bu işlem, 6 yaşından itibaren çıkan kalıcı azı ve küçükazı dişlerine de uygulanabilir.
Çürüğü engellemenin başka bir yolu da dişlerin çürüğe karşı direncini artırmaktır. Dişlere yüzeysel florür uygulanması suretiyle bu direnç kazandırılır.


Süt dişlerinin önemi nedir?
Süt dişlerinin birinci görevi çocuğun düzgün beslenmesini sağlamaktır. Ayrıca konuşmanın düzgün gelişimi de süt dişlerinin varlığına bağlıdır. Bunların yanında aşağıdaki gibi bir görüntü, hiç kimsenin çocuğunda görmek istemeyeceği ciddi estetik sorunlara yol açmaktadır.Süt dişleri kapladıkları alanı kendilerinin yerine gelecek olan kalıcı diş için korumakta ve kalıcı diş sürerken ona rehberlik yapmaktadırlar.Süt dişi erken çekildiği zaman bu doğal yer tutuculuk fonksiyonu da ortadan kalkmaktadır.
Süt dişlerindeki çürükler tedavi edilmeli mi?
Tedavi edilmeyen süt dişi çürükleri, ağrı, kötü koku, çiğneme zorluğu, beslenme bozukluğu ve çirkin görüntüye yol açar. Bu dönemdeki tedavi edilmeyen diş bozuklukları, ileride diş çarpıklığı, çene gelişiminde bozukluk ve genel sağlık problemlerine (romatizmadan kalp rahatsızlıklarına kadar) sebep olabilecektir. Dolayısıyla süt dişlerindeki çürükler, "nasıl olsa yerine yenileri gelecek" yanılgısına düşmeden tedavi edilmelidir.
(28 Nisan)

Benzer Yazılar



0 yorum:

Yorum Gönder