27 Nisan 2010 Salı

Kaç Yıl Gerek, Bana Dönmen İçin?

Şimdi, kimsenin peşinden koşmadım diyemem. Demem. Koştum. Çok koştum, yoruldum hatta...


Platonik takıldığım da oldu. Ama az oldu.

Neyse, şu bir gerçek ki; pişmanlık duymadığım ilişki sayım iki.

Evet. 2...

Gerisi?

Boşluk hissinden başka bir şey uyandırmıyorlar bende... Ha, şunu da inkar edemem bana hepsi bir şeyler kattı. Bugünkü aşk kavramıma, ilişki, arkadaşlık, güven... Hayatta ne düşünüyorsam ne yapıyorsam ne ediyorsam hepsinde payları var bütün ilişkilerimin...

Misal bende bir güven problemi var. E bu durduğu yerde ortaya çıkmıyor ya?

Keza, aşk kavramım da çoğu yaşıtımdan farklıdır. 90'lıların çoğu kimi ne kadar öptüğünü vs aşk olarak düşünür. Ben böyle düşünmüyorum...

Benim için bir insanın aşk kavramı ifade edebilmesi için sağlam karakterli olması, geleceğimde yer tutacağını bana hissettirmesi gerek. Anlık yaşayamam ben... Bana ters...

Keza, bir ilişki benim için sadece el ele tutuşup gezme vesaire de değildir. Oturup adam akıllı derdimi paylaşamayacağım, bir kitap bir film konusunda oturup fikir paylaşımı yapamayacağım birini niye hayatıma ortak edeyim?

Yaklaşık iki - iki buçuk yıldır da { bir takım falsolu vuruşları saymazsak } bir kız arkadaşım olmadı... İşin aslı eksikliğini de hissetmezdim ya, hayat gailesi yavaştan baş gösterince durup düşünür oldum; ben nerede hata yapıyorum?

Hayata karşı duruşum mu yanlış?

İlişkilere bakışım mı?

Ne?

Ve ben, bir türlü gelmeyen sevdiceğe şarkılar mırıldanıp şiirler yazıyorum; safım ya ben...

"Kaç yıl gerek, bana dönmen için... Kavruldu kalmadı, yandı içim..."

Benzer Yazılar



0 yorum:

Yorum Gönder