27 Nisan 2010 Salı

İLİŞKİLERDE KISKANÇLIK


Kıskançlık bir duygu olsa da geri planında düşüncelerden oluşan bir senaryo vardır.Senaryo, kişinin kaybetmesi,ilişkisinin sona ermesi ,paylaşmak istememesi,terk edilmesi,başka biriyle mücadele edemeyeceğini düşüncesi hakimdir. Aslında ilişkisel açıdan baktığımızda, kaybetmek istemeyen birey, kazanmak yerine çoğu zaman partnerini daraltıp yine kendine zorunlu hale getirmek ister. Bu tavır,” her durumda beni sevmelisin, bana muhtaçsın,başkası olmamalı “bencilliğinin yansımasıdır. Kıskanmak ile imrenmek farklıdır. İmrenen, özenir ve olumlu duygu besler iken kıskanan haset eder çekemez ve olumsuz duygu besler.

Genel olarak baktığımızda, kıskançlığın teme düşüncelerinde, yetersizlik duygusuna ve başka bir rakiple yarışamayacağına bağlı olarak ortaya çıkan, özgüven kaybı,kaybetme,terk edilme korkusu,başkasının kendisine tercih edileceği düşüncesinin yarattığı değersizlik düşüncesi hakimdir.

Kıskanan kişi, bunu bir hak ,bazen de sosyal kurallar ile ödev olarak görür. Kıskanmayan kişinin sevmediği,önemsemediği varsayımı devreye konur ve ilişkinin sorunu kıskanmak olgusundan çıkar ve sevmek-sevmemek sorununa kayar. Aslında kıskanmak, doğal bir duygudur. Fakat çoğu zaman kişiler bunu bir ilişki yaşama şekline sokar. Yani insanın yaratılış kodlarında kıskanmak vardır kabul ediyoruz. Ama mantıki boyutu aşan kıskançlıklar ise kendisine, partnerine ve ilişkisine zarar verir.

Kıskançlığın en bunaltıcı noktası detaylardan yarattığı senaryoya ulaşmaktır. Esasen kıskanan kişi,aldatıldığını test etmek isteyebilir ama temelde hükmedemediği bir belirsizlik duygusu vardır.yani partnerinin duygu,düşünce ve yaşamı ile ilgili belirsizliği kıskanan kişiyi belirlilik için araştırmaya yöneltir. Cep telefonun karıştırır,ajandasını kontrol eder. Sonra bir ohh çeker. 10 dakika sonra ise başka bir oh çekme gereği hissettiği için tekrar polis rolüne girer.

Kıskanma durumu 3 ayaklı bir masadır. Kendisine güvenmemek, partnerine güvenmemek ve partnerinin çevresine güvenmemek.burada tedaviye çevren başlamak mümkün değildir. Partnerden başlamak ise ancak danışman vasıtasıyla mümkündür.o halde esasen kişi kendisinden başlamalıdır.

Kıskanan kişi, kıskanmasını çoğu zaman kılıflamak için,” ona değil, çevresine güvenmiyorum” diyerek problemin taraflarını değiştirmek ister. Başına bir şey gelir. Asılırlar,taciz ederler gibi. Sanki partneri, bu durumlara karşı koyamayacak kadar güçsüzdür. Hatta çoğu zaman partnerine ısrarla güçsüz olduğunu hissettirmeye çalışır ki, hem kıskançlığını meşrulaştırmak hem de partnerinin güçsüzlüğünün kendisine olan bağımlılığını arttırmasını sağlamak ister.



Kıskançlığın temeli özgüven eksikliği ve kendini eksik ve yetersiz görme temeline dayanır. Bu nedenle çoğu zaman kişi kıskançlığının gerçek nedenin bulamadığı için karşısındakine yönelir.



Kişi kıskanırken, topu çevreye atıyorsa,bunu desteklemek için çevre hakkında bilgi almak ister. Kaç erkek/bayan var.? Kaç kişi dul-bekar.? Güzel/yakışıklı var mı* sorar sorar….. bazen kendisine gizlice bir rakip bile seçebilir. Aslında rakip olarak seçtiği kişinin bile haberi yoktur. Kıskanan kişi, panterinin ortamına girdiğinde,masum ve güçlü bir izlenim yaratmak ister.iyi bir eş veya sevgili olduğunu mutlu bir beraberliklerinin olduğunu göstermek ister. Amaç,mutsuzluk olursa partnerinin çevresi,bu mutsuzluk üzerinden partnerini kendisinden alabilir veya koparabilir.

Kıskanan kişide ilişkisi ile ilgili devamlı kaygıları vardır.” Beni ne zaman terk edecek, acaba şuan ne yapıyor,kimler var,beni gerçekten seviyor mu????” kaygıların stresle birleştiği noktada ise belirsizlik kaygısı oluşur. Yani aslında o tvlerde gördüğümüz,filmlerde izlediğimizi ajanlık yapan bütün sevgililerin amacı belirsizlik kaygısından kurtulmaktır.

Kişi aslında kıskanarak, ilişkisini korumaya ve kaybetmemeye çalışır.fakat nedense, hep” beni terk edecek,kaybedeceğim,aldatılacağım” gibi hipotezleri doğru çıkar. Neden? Aslında kişi, kaybetme veya aldatılma sürecini kendisi oluşturabiliyor. Devamlı sıkıştırılan bir partner, yaşam alanı daralmış, özel yaşamı kalmamış,eleştirilen ,suçlu gibi sorgulanan bir partner için o ilişki artık mutsuzluktur. Kıskanıp ilişkisini teminat altına almaya çalışan birey aslında kıskanarak ilişkisini kaybetme yolunu açmıştır.

Kıskanan kişinin bu davranışı ilerletmesi, hastalığın da göstergesi olabilmektedir. Özellikler,paranoid yapıdaki kilerde kıskançlık sık görülür.



Kıskanılan kişi :Kıskanan kişiye, devamlı hesap vermek zorundadır. Hesap vermediğinde, suçlamalar artar ve suçlamaları kabul etmiş sayılır .

Ø Hayatı çekilmez hale gelir. Devamlı hesap vermenin yarattığı stres ile başa çıkamamak ilişkiyi ve kendi ruh sağlığını bozar.

Ø Kıskanan kişinin devamlı ithamlarına muhatap olduğu için, değersizlik,suçluluk, kendini başına bir şey yapamayan düşüncesine kapılır.

Ø Sosyal hayatı aksar,çevresi izole olur.

Ø Kıskanç partnerinden dolayı insanlar daha mesafeli olur. bu ise kişinin sosyal yaşamını bozar.

Ø Ve unutmayın ki sevmeyen kıskanmaz. Kıskanıyorsa onun için kaybedilmek istenmeyecek kadar değerli ve seviliyorsunuz.



Ne Yapmalı :

§ Kıskançlığın aslında doğal bir duygu olduğunu ama ilişkisel yaşamsal sorunla yaratmaya başladığında bunu incelemek gerektiğini bilmeliyiz.

§ Kıskanan kişi, kıskanma nedenlerini göden geçirmelidir. Bu sebepler benim le mi alakalı yoksa somut olarak herkesin rahatsız olacağı bir durum mu?

§ Kıskanan kişi,kanıt aramak yerine, partnerine, şüphe ve Kaygılarını çok net ve somutlaştırarak sormalı ve çözüm ve açıklama istemelidir.

§ Hisler kanıt değildir ,düşüncesinden yola çıkmalı gerçekler üzerinden olaylara bakmalıyız.

§ Kıskanılan kişi, kıskanan partnerine her zaman somut ve net açıklamalar yapmalı, neden böyle davrandığını ona sormalı ve “bana asılacaklarını mı düşünüyorsun,seni az sevdiğimi mi düşünüyorsun, seni beğenmediğimi mi düşünüyorsun” gibi sorular ile kendini ifade etmesini kolaylaştırmalıdır. Çünkü kıskanan kişi genelde gerçek duygularını yansıtmaz. O duyguları korumak-sahip çıkmak kanalıyla yansıtır. Ama esas olan ise kaybetme korkusu veya sevilmediğidir.

§ Kıskanılan kişi, sorulara net ve açık cevaplar vermelidir.

§ Kıskanan kişi ,düşüncelerini rasyonalize etmelidir. Yan akla uygun bir süreçten geçirirse doğru düşünmesi artar.

§ Kıskanan kişi, partnerini kısıtlamak yerine daha fazla sevgi ve ilgi gösteriminde bulunmalıdır. Bu sayede kaybetmek istemiyorsa verdikçe kendisine de yansıyacaktır.

§ Kıskanılan kişi, ya bana güven ya da kıskanman için makul kanıt göster ya da ilişkiyi göden geçirmeliyiz demelidir. Bu tavır net olmalıdır.

§ Kıskanılan kişi ise, sevgi ve ilgi beklediğinde partnerini bilerek kıskandırmamalıdır. Zaman la bu yöntem araç olmaktan çıkar bir güvensizlik nedeni olabilir.

§ Partnerinize,karşı cinsin size ilgi duyduğunu veya ilişkinizden önceki yaşamınızda olanları vs. gibi ifadeler kullanmaktan kaçının.

§ Kendinizi partnerinizden üstün tutmayın. Bu durum öfke ve kıskançlığı beraber doğurur.

§ Onu çok sevdiğinizi sadece baş başa iken değil, farklı ortamlarda da ortaya koyun.

§ Özellikle kıskançlık yaptığı ortamlarda ona daha yakın ve birliktelik duygusuyla davranın.

§ Ortamınız ile ilgili kıskançlıkları var ise onu ortamlarınıza götürün. Ve net bir şekilde tanıştırın. Arkadaşım yerine sevgilim demelisiniz. Bu ince noktalar sizi daha zor duruma düşürebilir.

§ Eğer her türlü çabanıza rağmen sonuç alamıyorsanız danışmandan yardım alın.. yardım almak istemezse ilişkinin yıpratıldığını ve stres altında olduğunuz için ilişkiye ara vermek gerektiğini belirtin.

Kıskanmak da kıskanmamak da problemdir. Ama kıskanmanın rahatsız edici olmaması yani dozu olması gerekendir.





Serhat YABANCI
Psikolojik danışman- aile danışman
İletişim-randevu

serhatyabanci@hotmail.com

Benzer Yazılar



0 yorum:

Yorum Gönder