27 Nisan 2010 Salı

Annemin Bana Biçtiği Hayat

Arkadaşım hamile. İkiz bebeği olacak. Onun hayatına bakıp ailemin bana sunmak istediği asıl hayatı görüyorum. Aile yapılarımız benzer, aynı lanet yerde yaşıyoruz, herkesin beklentisi aynı bizden ve şimdi onu izleyerek ne olmayı reddettiğimi görüyorum.

Canınız acısa da sırf sonunda mutlu olmak ve mutluluğunuzun/mutsuzluğunuzun sorumluluğunu tek başınıza taşımak için yorulmadan yürümeye devam eder miydiniz?
Ben ediyorum.

Yasemin.. 23 yaşında. Bundan 5 sene önce evlendi. Düğününe gitmedim, ne önemi var ki. Yasemin'i seviyorum ama neden sevdiğimi bilmiyorum, galiba acıyorum ona. Ne enteresan, eminim o da bana acıyordur.

Ailesi benden başka kimseyle görüşmesine izin vermezdi. Tanınmış bir aileydik, büyükbabamı babamı herkes tanırdı, bir tek bana güveniyorlardı. Bu bana en başından beri komik geldi. Evcilik oynar gibi gidiyordum onu görmeye, çünkü dışarı çıkmamız uygun değildi. Genç kızlara yakışır şekilde pasta yapıp çay demleyip misafir ağırlamalıydık. Birkaç kez bu saçmalıkları göze alıp gittim evine. Pasta yedik, çay içtik, dantel ördük; annesi hep başımızdaydı. Çeyizden bahsedildi bu konuşmalarda, eğitimden değil. Sıkılıyordum ama bir yandan da hangimizin anormal olduğunu düşünüyordum. Normal var mıydı, o mu ben mi, normal ne ki?

Omuzları çöküktü, memeleri gözükmesin diye sanırım. Dik yürüdüğünü hiç görmedim, sesi de hiç çıkmazdı. Oysa kısacık zamanlarda da olsa çok güzel kahkaha attığına şahit olmuştum.

Çok güzel bir kızdı, lisede ona hayran erkek çoktu, bir gün kız kıza konuşmalarımızda -annesiz bir arada- onu sınıfta gizlice dudaklarından öpen erkek arkadaşından bahsetmişti bana. Sonra ben yapamıyorum deyip ayrılmıştı hatta bir hafta sonra. Lise bitti, üniversite sınavına girdik birlikte, kazanamadı. Kazansaydı her şey değişirdi ama olmadı. Zar zor bin türlü kontroller ve bekçiler eşliğinde enişteleri tarafından dershaneye yollandı. O sene de olmadı. Sonra dikiş kursuna gitmeye karar verdi. Başı önünde yürüdü hep görüyordum onu, "Yetişkin olmalıyım." diyordu yürüyüşü. Bir gün biri beğenmiş, ailesi incelenmiş, "Yasemin'in hareketleri ve ailesi bizim ailemize uygun" kararı çıkmış. İstemeye geldiler, söz kesildiğinde ben de oradaydım, yüzümün asıklığını kıskançlık zanneden insanlar arasında. Müstakbel damat zengin ve köklü bir aileden geliyordu, temiz yüzlü efendi bir çocuktu, 30'lu yaşlarındaydı.

Yasemin, evini kendi döşemedi. Kendini o kadar çok inandırmıştı ki, onlar ne yaparsa doğrudur'a.. Her şeyi müstakbel kayınvalidesi ve müstakbel görümcesi seçti, Yasemin'in evini onlar döşedi. Yasemin, hep sessizdi. Yasemin'in önce dişlerini yaptırdılar, çürükleri dolguyla kapattırdılar, sonra saçı boyandı -hani şu yeni gelin rengine-, sonra çeşit çeşit kıyafetler alındı hepsi damadın ailesi tarafından seçildi çünkü Yasemin artık onları temsil ediyordu, bilmem ne ailesinin geliniydi artık o.

Yasemin'e ayrı bir ev açtılar, sebebi: ayrı ev açacak güçleri yok demesin elalem.. Oysa birlikte yaşıyorlardı, ayrı ev dedikleri alt kattı ve evlerine sadece uyumak için gidiyorlardı eşi ve Yasemin.

Yasemin'in bebeği olmadı, bir sürü tedavi geçirdi 5 sene içinde. Hep görürdüm annesiyle yan yana, eşi değildi ki yanındaki, annesiydi. Yasemin o tedavilere annesiyle gitti. Eşi neredeydi?

Şimdi hamile Yasemin.. Yüzü buğulu bakıyor. Sorsan çok mutlu ama ben görebiliyorum hayatındaki eksikleri, o değil. Hep şükrediyor, böyle köklü bir aileye düştüğü için, "Hiçbir şeyimi eksik etmiyorlar, her şeyim var." deyip seviniyor. Annesi de mutlu, zengin bir ailede yaşıyor kızı. Herkes mutlu, sanırım bir ben mutlu değilim.

Çünkü onunla görüşemiyorum, her istediğimde "Kayınvalideme sorayım" cevabını alıyorum. Kapı eşiğinde çekirdek çitleyip kız kıza konuşamıyoruz çünkü iyi aile kızlarına yakışmaz bu, hele hele gelinlere asla yakışmaz. "Bir yerlere gidelim, bir yerde oturalım", "Yok, evde pasta yaparım, sen gel, ben çıkamıyorum."

Yanımda okulumdan bahsedemediğim bir arkadaşımın olması ne kötü.. Ve sevgilimden bahsettiğimde canımın yanması. Ben severek, sevilerek anlatıyorum ama o acıyor, "Ben mutlu bir evlilik yaptım ama sen..." bu bakışı görüyorum ve evet canım yanıyor. Canımın yanma sebebi Yasemin'in bana acıması değil, hiçbir şeyin farkında olamaması.

Yasemin, buradaki bütün kız annelerinin istediği gibi bir hayat yaşıyor, annemin benim için istediği hayat da buydu. Ama olmadı, ben bunu istemedim. İstemiyorum'u sahip olamamaktan zanneden insanlarla aynı yerde yaşıyorum, anlatamıyorum onlara istediğim hayatı.

Benim seçtiğim hayat bu değil. Başkalarının yönlendirmesiyle olmamalı benim hayatım. Çalışmalıyım, kazandığım parayı harcamalıyım, kimseye muhtaç olmadan. Dimdik yürümeliyim sokakta, memelerimden utanmadan. Aşık olmalıyım, aşktan evlenmeliyim, çocuğum olacaksa aşktan olmalı. Evimi kendim döşemeliyim. Dağıtmak istediğimde dağıtabilmeliyim evi. İstediğim kıyafetleri seçip giyebilmeliyim. İstediğim zaman arkadaşlarımla görüşebilmeliyim. Saçımı ateş kızılına boyatabilmeliyim, kırmızı oje sürmeliyim uzun tırnaklarıma. Kendi seçtiğim hayatı yaşamalıyım.

Bazen anne sözü dinlememek lazım.

Benzer Yazılar



0 yorum:

Yorum Gönder