27 Nisan 2010 Salı

3 Kadından 1'i Gebelik Sürecinde Eşinden Şiddet Görüyor

Bildiğimiz bir şeydi ama bu sonuç biraz ağır geldi bana. 


Doç. Dr. Osman Celbiş 824 kadınla bire bir görüşerek bir araştırma yapmış ve bu araştırma "European Journal of Public Health" adlı bir dergide yayımlanmış. Araştırma konusu: Gebe kadınlara uygulanan şiddetin bahaneleri ve bu şiddete ne kadar sıklıkla maruz kaldıkları.

''Yaptığımız araştırmanın sonuçlarına göre gebe kadınların, gebelikleri süresince yüzde 8,5'i cinsel, yüzde 34,8'i psikolojik, yüzde 16,3'ünün de fiziksel şiddete maruz kaldığını belirledik. Toplamda her 3 kadından biri gebelik süresince şiddete uğradığını ortaya çıkardık. Bu bizi bile şaşırttı."
Doktor araştırma sonuçları hakkında bunu söylüyor. Şaşırmak lazım, her zaman şaşırmak.. Şaşırmak, alışmadığımız anlamına geliyor çünkü. Evet alışmamalıyız bunlara ve çalışmalıyız bu durumu düzeltmek için. Tüm kadınların bunun farkına varması lazım. 

Bu orana neden olan bahaneleri bir tahmin edelim hadi.. 
İstenmeyen gebelik: Erkek bu durum için kadını suçluyor. Onlar için bu bir şiddet sebebi. Öyle ki bu durum çok ileri seviyeye gidip bebeğin ya da anne ve bebeğin ölümüyle bile sonuçlanabiliyor.
Bebeğin cinsiyeti: Birçok erkek, erkek çocuğun soy devamı anlamına geldiği inancını taşıyor ve bebeğin kız olacağını öğrendikten sonra anne adayına fiziksel ya da psikolojik şiddet uyguluyor.
İşsizlik: Aileye yeni bir üyenin katılacak olmasının maddi ağırlığını kaldıramayan erkek, tabiri caizse "Bu bebeğin sırası mıydı?" gibi aptalca bir bahaneyle anne adayına şiddet uyguluyor.
Cinsellik: Gebelikte cinsel yaşam devam edebiliyor herhangi bir sağlık sorunu olmadığı sürece evet ama kadındaki fiziksel değişim erkeğin her zaman anlayışla karşılayabileceği bir şey olmuyor. Kadının bu duruma alışmasına yardım etmek yerine onu incitmek için elinden geleni yapabiliyor. Bunun dışında, kadını cinsel ilişkiye zorlama da var tabii.

Daha çok sebep sıralayabiliriz aslında değil mi? Eminim bunu okuyanların aklına daha fazlası da gelmiştir.

Şiddetin her zaman dayak anlamına gelmediğini de tekrar vurgulama ihtiyacı duydum. Aşağılama, kötü söz, dışlama vb herhangi bir şey de şiddete dahil ve evet tabii fiziksel zarar da şiddet anlamına geliyor. 

Sağlıklı bireyler yetiştirmenin temeli gebelik sürecine denk geliyor en başta. Bütün bir hayatı etkileyebilecek bir süreç bu bebek için. Bebekler anne karnında da olsa her şeyi hissedebiliyor ve annenin yaşadığı herhangi bir travma bebeği de etkiliyor. Bunu tekrar tekrar bir hatırlamak lazım ve en önemlisi: Kadın, çocuk yapmaya yarayan bir makine değildir.

Bunun için ne yapılabilir peki? Sağlık Bakanlığı'nın çalışma yapması lazım, araştırmaları derinleştirip belli bir rota belirlemeli kendine. İlk olarak da halkı bilinçlendirecek zorunlu programlar oluşturmalı. 

Yine söylüyorum, evlenmeden önce herkesin zorunlu olarak katılması gereken evlilik  öncesi eğitim programları hazırlanması lazım. Ayrıca gebelik başladığı andan itibaren anne ve baba adaylarının belli bir eğitimden geçirilmesi gerek. Şehirlerde de kırsal kesimde de uygulanması şart bunun. Anne ve baba olmak, cinsel birliktelik yaşamak kadar kolay olmamalı.

Benzer Yazılar



0 yorum:

Yorum Gönder