11 Ağustos 2009 Salı

özlem nereye koşuyor?

Yine koşarak yaşıyorum. İş kadını Özlem toplantıdan toplantıya koşuyor. Ekmek aslanın ağzında, değirmen kolay dönmüyor, bu ülkede para kolay kazanılmıyor. Bazen akşama kadar hiç tuvalete gitmemiş oluyorum, yemek söyleyecek vaktim olmadığından yemek söyleyebilenlerin ekmeklerinden tırtıklıyorum. Vakit durma vakti değil. Gelecek yaratmaya çalışıyorum. Pansiyon Özlem arkadaşları arasında koşup duruyor. Çok emek harcandı bu ilişkilere. Çok gönül kondu, çok beklenti doğdu. Birilerinin hayatında önemli olmak ve öyle kalabilmek her babayiğidin harcı değil. Ağır işçilik gibi. Koş Özlem, koş. Özlem sevdikleri değersiz hissetmesin diye gücü yettiğinde koşuyor aralarında. Gezgin Özlem var bir de. Bağlasan duramıyor. Bulduğu 2 günden uzun her tatilde o mevsimden bu mevsime, o kıtadan şu kıtaya, o uçaktan bu uçağa koşup duruyor.


Böyle bir trafik içinde zaman yaratıldı, Fas'a koşuldu. 3 gün Marrakesh'te ve bir gün Atlas Okyanusu kıyısındaki güzel sayfiye şehri Essaouira'da tomarla şey yaşandı. Ne komik! Döneli sadece 5 gün oldu. Çektiğim milyon resim orada olduğumun ve bir sürü yeni şey yaşadığımın delili. Neden duygusu yok şimdi?

Koşmaktan yorgun bedenim hastalandı. Ateş 38, öksürüp duruyorum. İki saat sonra yine uyumadan Kars'a yolcuyum. Değer verdiğim insanlar çağırdı, Çıldır Gölü çağırdı, donmuş gölde balık tutma fantazisi çağırdı. Gidiyorum. Ama bu da son olsun! Artık koşmak istemiyorum.

Benzer Yazılar



0 yorum:

Yorum Gönder