11 Ağustos 2009 Salı

Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay geçişler senato kararına bırakıldı

Yükseköğretim Kurumları Arasında Önlisans ve Lisans Düzeyinde Yatay Geçiş Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 10. maddesinde değişiklik yapıldığını anlatan Özgenç, değişiklikle fakülte, yüksekokul ve bölümler arasındaki yatay geçişlere ilişkin kuralların esaslar çerçevesinde üniversite senatolarınca belirleneceğini bildirdi.

Yükseköğretim kurumlarına yerleştirilen öğrencinin merkezi sınav puanının yatay geçiş yapmak istediği programla ilgili olarak merkezi sınava girdiği yıl itibarıyla yurt içindeki üniversitelerde kayıt yaptıran en düşük puanlı öğrencinin puanından az olmaması gerektiği şartının da getirildiğini aktaran Özgenç, ''Yönetmelikteki bu düzenlemeye göre, üniversitelerin kendi bünyesindeki farklı programlara yatay geçişle ilgili olarak üniversitelere bir inisiyatif alanı bırakılmıştır'' dedi. Özgenç, değişikliği şöyle aktardı:

''Dün yapılan yönetmelik değişikliği şunu ölçü alıyor, sen üniversite senatosu olarak kendince bazı kuralları belirle, ama yatay geçiş yapmak isteyen kişi olarak ben 2008 yılında eğer sayısal bir programa geçmek istiyorsam sayısal puanım bu programa ülke içindeki diğer üniversitelerde en düşük puanla kabul edilen öğrenciden az olmamalıdır, diyoruz. Böyle bir asgari ölçüt getiriyoruz, vakıf-devlet üniversitesi farkı yok.

Bunu belirli üniversitelerle ilgili karar olmaktan çıkarıp genel, objektif, bütün üniversiteler için geçerli kural haline getirelim düşüncesi hasıl oldu ve ikinci oylamada da bu şekliyle kabul edilmiştir. Ben hukuk fakültesine diyelim eşit ağırlıkla girdim ama benim ÖSS sınav sonuçlarımda sayısal, eşit ağırlık ve sözel puanım gözüküyor. Ama ben bunlardan eşit ağırlıkla yerleştirildim. Ama 1 sene okuduktan sonra bakıyorum, ben hukuk fakültesini tercih ettim ama hukuk fakültesini benim öğrenim göreceğim bir yer olarak da görmedim. Sayısal puanım da yeterli. Sayısal puanım dikkate alınmak suretiyle yine aynı üniversite içinde bir başka programa yerleştirilmenin yolu asgari ölçüt olarak kabul edilmiş oldu.''

Yabancı Dil Öğretimi ve Yabancı Dille Öğretim Yapılmasında Uyulacak Esaslara İlişkin Yönetmelik'te yaptıkları değişikliğe de değinen Özgenç, bir dilin öğretim dili olarak kabul edilmesi için üniversitedeki altyapı şartlarının gerçekleştirilmesi, dersleri verecek öğretim üyelerinde ve programa devam edecek öğrencilerde aranacak niteliklerin belirlendiğini söyledi. Üniversitelerin gerekli şartlara haiz bulunduğu takdirde hangi öğretim dillerinde ders verebileceklerini belirleyebileceklerine işaret eden Özgenç, ''Yani, üniversiteler 'benim dilim İngilizce'dir' diyebilecek ama şartları varsa ve ben de izin verdiysem'' açıklamasında bulundu.

Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma Projeleri Hakkındaki Yönetmelik'te de düzenleme yapıldığını belirten Özgenç, bazı projelere doktora ya da yüksek lisans öğrencilerinin katkıda bulunduğunu ancak mevcut düzenleme gereği onlara ödeme yapılamadığını ifade etti. Özgenç, ''Halbuki onların da büyük katkısı oluyor ve ödeme yapılmasını sağlamak gerekiyordu. TÜBİTAK'ın yönetmeliğinde bu mümkündü, YÖK'ün yönetmeliğinde mümkün değildi. Şimdi bunun önünü açıyoruz'' diye konuştu.

Özgenç, pazar günü gerçekleştirilecek ÖSS sınavına ilişkin olarak da ''Sınav öncesinde ÖSS sistemiyle ilgili olarak basına yapılan her açıklama yanlış açıklamadır. Öğrencilerin psikoloji üzerinde yanlış etki uyandıracak her bir açıklama içeriği doğru da olsa yanlış bir açıklamadır'' uyarısında bulundu.haber7

Benzer Yazılar



0 yorum:

Yorum Gönder